Sebepler dairesinde dolaşırken..

De ki:

Allah bana yeter..

Tevbe Suresi, 129.Ayet

İki gün önce eve dönerken balkondaki komşum Frau W. ile karşılaştım. Konuşmaya başladığımda sesimin kısıldığını farketti. “Test yaptırdım. Galiba Corona oldum” dedim.

Bir süre sonra Frau W.  mesaj gönderdi. Eşinin geçirdiği Corona’dan yola çıkarak neler yapabileceğimi yazmış. Birkaç saatte bir mesaj yazıyor, durumumu soruyor, dışardaki işlerimle ilgilenmeyi teklif ediyordu 65 yaşındaki kadın. Ara ara önerilerini yazıyordu: Doktorunu ara rapor iste. İlaç da yazmasını söyle. Ben gider alırım.

Akşam evde Corona testi kalmadığını farkettim. Haber verdim. Acil olmadığını söylesem de  ertesi sabah 7 de 70 yaşındaki eşi Herr W. bize test almak için markete gitmiş. Gezmeye çıktıklarında testleri kapımızın önüne bıraktılar. ‘Birşeye ihtiyacın olduğunda beni ara!’ deyip gitti Frau W.

Doktor raporumun alınması gerekiyordu. O an yolda olan Frau W.yi aradım. Doktorun öğle paydosuna girmesine 1 saat vardı. Ya hemen alacaklardı ya da öğleden sonra. Hemen gidip almışlar. Dönüşte raporu ve ilacı kapımın önüne bıraktılar.

Frau W. gün içerisinde mesajlar göndermeye devam etti.

Raporumu hatırlatmıştı. 
Hem benim hem de eşimin sağlık durumunu soruyordu. Aylardır böbrek taşı ağrısı çeken eşim hastanedeydi. Ben de çocuklarla karantinaya girmiştim.

 

 

 

 

***

Dün kapıda bir paket daha bekliyordu beni.

Önce anlayamadım.

Bahçemizde çalışan abiye sordum:

Abi siz mi koydunuz bu ekmeği?

Evet

Yine anlayamadım. Acaba onlara hazırlamam için miydi?

Tekrar sordum.

Bize mi?

Evet

dedi geçti.

Hal diliyle cevap vermişti.

Ne kadar düşünceliydi.

İki haftadır bahçede çalışmaya ara veren abi, tam da eşimin hastaneye yattığı, benim karantinaya girdiğim hafta çalışmaya başlamış, durumumuzdan haberdar olmuştu.

Hepimizin çaresizliğini iliklerine kadar hissettiği anları var.

Allah biliyor o anlarımızı.

Duyuyor dualarımızı.

Gönderiyor yardımını.

Bazen eş dostumuzla,

Bazen tanımadığımız, yeni tanıştığımız insanlarla.

Bazen hemen,

bazen uzun bir süre sonra.

***

Gönderdiğiniz mesajlar için teşekkür ederim.

Allah da size de zor günlerinizde yardımcılar göndersin.

Bize Meryemini anlat..

Meryem & Maria’nın online buluşmaları sona erdi.

Bu da programın değerlendirmesi.

Dokuz hafta boyunca Almanya’nın dört bir yanından 20 hanımla online buluştuk.

‘Bize Meryemini anlat’ diyerek başladık programa.

Yayına katılan kadınlar özelliklerini anlattı.

Sonra ihtiyaçlarını.

Herkes kendine bir ihtiyaç kavanozu hazırladı.

Günlerini, haftalarını planladı.

Kendine hedefler koydu.

Sonra gruplara ayrıldık:

5 yaşındaki Meryem

15 yaşındaki Meryem

25 yaşındaki Meryem

40 yaşındaki Meryem

65 yaş ve üstü Meryem

Her grup bir yaş grubu üzerine çalıştı.

Anaokuluna giden Meryem’in hassasiyetleri, ailelerin beklentileri, ciddiye alınan ve alınmayan talepler sıralandı.

Meryemler okullarda neler yaşıyor? Neler hissediyor? Nasıl mücadele ediyor?

 

Diğer grup iş hayatına hazırlanan Meryemleri bekleyen imkanları ve engelleri tesbit etti. Göçmen kökenin, dış görünümün, çokdilliliğin getirdiği pozitif ve negatif ayrımcılıkları konuştuk.

Yaşlanan Meryemlerin hayatını, sosyal hayatlarını, huzur evlerini, bakım servislerini, onlara sunulan ve sunulmayan imkanları konuştuk.

 

Gözlemlerimizi paylaştıktan sonra Brainstorming yaptık.

İş hayatımızda ve gönüllü projelerde ne gibi yeniliklerle değişiklikler yapabiliriz?

Meryemler hangi projeleri göçmen kökenleriyle zenginleştirebilir?

Yaşadıkları şehirlerde diğer kadınlarla bir araya gelerek topluma nasıl katkılar sağlayabilir?

 

Son konumuz sosyal medyaydı.

Meryemler sosyal medyayı nasıl kullanıyor?

Sosyal medya Meryemlere ne gibi imkanlar sağlıyor?

Dolu dolu geçti dokuz hafta.

Herkes katkı sağladı programa.

Yirmi kadın hem yayında, hem de grupta her daim söz hakkına sahip oldu.

Birbirlerini dinlediler, desteklediler.

İhtiyaçlarını, eksiklerini hiç çekinmeden dile getirdiler.

Canlı yayınlar bittikten sonra bir sonraki yayına kadar hergün Telegram’dan yazıştık, linkler paylaştık.

Salı Günü (29.03.2022) vedalaştık.

Grup dağılsa da, herkes olduğu yerde birşeyler yapmaya, toplumda var olmaya ve topluma katkı sağlamaya devam edecek.

Bir kez daha programa katılan, yayınlara katılabilmek için emek veren (özellikle küçük çocuklu anneler), fikirlerini paylaşan, diğerlerini dinleyen, grubu motive eden ve veda günü süpriziyle beni mutlu eden herkese teşekkür ediyorum. Hepinizi çok sevdim.

Ayrılsak da beraberiz 🙂

Çalışmalarınızı benimle de paylaşın lütfen.

 

Feedbackler:

 

 

 

Meryem & Maria – Online Buluşma (2)

İkinci yayın bu akşam sona erdi.

Bugünkü konumuz 40 yaşındaki Meryemdi..

Meryem toplumda kendini nasıl ifade ediyor?

Kendi iç dünyasında neler oluyor?

İhtiyaçları neler?

Ne kadar memnun kendinden?

Ne kadar cesur?

Ne kadar özgür?

Meryem’in hayatı ne durumda?

Sağlığı ne durumda?

Aile, akraba, arkadaş ilişkileri ne durumda?

İbadetleri ne durumda?

İki çalışma yapacak Meryemler bu hafta.

Kendileriyle buluşacaklar.

Boşalan depolarını tekrar dolduracaklar.

O sırada Telegram’dan görüşmeye devam edeceğiz.

Herkes yaptığı paylaşımlarla birbirini motive edecek.

Dinamik ve enerjidolu haftalar bizi bekliyor..

Meryem & Maria- Online Buluşma (1)

Coaching hesabım Instagram’da hanımlar tarafından büyük ilgi görmüştü. Unutamadığım mesajlardan biri şuydu ‘Başörtülü bir kadının bu kadar çok alanda bilgi sahibi olması beni çok şaşırttı.’ Malum en sevdiğim konular Job Center, Finanzamt (Vergi Dairesi) ve iş imkanlarıydı 🙂 7/24 bilgi paylaştığım hesabımda zamanla hayatımdan kesitler paylaşmaya başladım. Çünkü Almanya’ya yeni gelen kadınlar toplum içinde yaşayan Müslüman kadınların hayatını görmek istiyordu.

Gün içerisinde girdiğim bütün rollerden paylaşımlar yaptım. Kimi zaman iş kadını, kimi zaman anne, kimi zaman abla, kimi zaman gelin. Hemen hemen her paylaşımım ironi içeriyordu. Alttan vermek istediğim mesajı doğru anlayanlar gülüyor, anlamayanlar tepki veriyordu.

Ev hanımı rolümle, iş kadını rolüme laf atıyor, iş kadını rolümle gelinlik rolüme laf atıyordum. Aslında kadının ‘kadın’ kimliğine dikkat çekmeye çalışıyordum. Beni ben yapan ne üniversite diplomam, ne mesleğim, ne anneliğim, ne de eşimin eşi olmamdı.

Zamanla hesap büyüdü.

2000’e yakın insan takip etmeye başladı.

Enteresan mesajlar gelmeye başladı.

Hesap samimiyetini kaybetti.

Bazı hanımlar ‘Bizim insanımız neşeli insanların tepesine çıkar. Ne kadar ciddiyseniz, ne kadar eziyorsanız o kadar saygı duyarlar.’ dediler.

Pek çok kişi ‘Her mesaja dönmeyin. Kendinizi tüketmeyin’ dese de, dönüyordum.

Tükenmeden freni çektim.

Motivasyon olsun diye paylaştığım kareleri kem gözlere sunmak istemedim.

Dükkanı kapatıp, gittim.

Gerçi atmosfer değişmese de silerdim hesabımı.

‘Size hayranım mesajları’ geliyordu.

Hesabımı insanlara yardım etmek, motive etmek için açmıştım.

Hayran kitlesi oluşturmak için değil.

Sosyal medyada her yerde hesabım var.

İrtibatta kalmak isteyenler o hesaplardan irtibatta kaldı.

Ara ara ‘Paylaşımlarınızın eksikliğini hissediyorum’ yazanlar oldu.

Aylarca düşündüm. Ne yapsak da tekrar buluşsak?

 

2022 hedeflerimi belirledim.

Meryemleri buluşturmalıydım.

Bıkmamıştım insanları buluşturmaktan:)

(Bu espriyi de Instragramcılar iyi bilir)

Henüz tarihini düşünmemiştim. Bir gün şu mesaj gelince hiç düşünmeden buluşmayı Twitter, Telegram ve Instagram’dan duyurdum:

 

25 kişi hemen kaydoldu.

Geçtiğimiz Salı Günü saat 20’de ilk buluşma gerçekleşti.

Az çok hayatımı Instagram’dan görmüş, kendi hayat tarzına yakın bulmuş, omuz omuza mücadele etmek isteyen, sadece kendi için değil, toplumdaki diğer insanlar için de birşeyler yapmak isteyen hanımlar gelmişti. Ben grubun enerjisine, nezaketine, konuşurken birbirine gösterdiği saygıya bayıldım. Sözü uzatmayıp diğer hanımların da konuşmasına fırsat verdiler. Clubhouse kullananlar bilir bu davranışın ne kadar değerli olduğunu.

Kendi adıma çok verimli bir buluşma oldu.

Hanımları yayına davet ederken bir kağıda kendi Meryemlerini çizerek ve özelliklerini yazarak gelmelerini istemiştim.

Hazırlıklı gelmişler.

Herkes kendi Meryemini anlattı.

Bu kez ben paylaşmadım, onlar paylaştı.

Bu kez ben konuşmadım, onlar konuştu.

Meryemlerin edindikleri tecrübeler farklı da olsa, mücadeleleri aynı.

Hepsi yaşadığı toplumda dikkate alınan bir kadın olmak için mücadele veriyor.

Meryem Almanya’da neler yaşıyor?

Neler hissediyor?

Kendini nasıl ifade ediyor?

5 yaşındaki Meryem noel döneminde ne bekliyor?

15 yaşındaki Meryem arkadaşlık ilişkilerinde ne gibi farklılıklarla karşılaşıyor?

25 yaşındaki Meryem iş hayatında ne kadar cesur?

40 yaşındaki Meryem toplum içinde kendini nasıl ifade ediyor?

60 yaşındaki Meryem’in dini hassasiyetleri bakım servisi tarafından anlaşılıyor mu?

Ölüm döşeğindeki Meryem’in hastanede bir manevi rehberi var mı?

Bu sorulara yanıt aramak için toplandık hanımlarla. İki ay sürecek olan programın kayıtları sona erdi. İlgi olursa Ramazan’dan sonra yeni bir grupla devam ederiz. Talep olursa ailelere yönelik programlar da yaparız.

Terör örgütünden kaçan Somalili anne

08.06.2021 tarihinde Instagram’da paylaştığım yazı:

Bugün Story’de bahsettiğim arkadaşım evlendiğinde 13 yaşındaymış. Kendisi Somali’de hemşire, eşi ise öğretmenmiş. On sene evli kalabilmiş, sadece yedi senesini birlikte geçirebilmişler. 

Somali’nin en büyük terör örgütü musallat olmuş başlarına. “İnsanları Hristiyanlaştırıyorlar, biz Müslümanız.Müslümanlar için çalışacaksın” diyerek hastaneye gelen bazı isimleri şırıngayla öldürmesini istemişler. Kabul etmeyince ölümle tehdit etmişler. Kaçmaktan başka çare kalmamış. Onu bulamayınca örgüt eşini öldürmüş😢 Kızları anneannelerine kalmış. 

Tam bir sene sürmüş Almanya’ya gelmesi. Gittiği her ülkede 1-2 ay evlerde temizlik yapmak zorunda kalmış. Yürüye yürüye geçmişler bütün ülkeleri. Bir ay boyunca çölde yürümüşler. Çok korkunç sahnelere şahit olmuş. Susuzluktan idrarını da içen varmış, bıçakla kestiği yerden akan kanını da. Geçtikleri ülkelerde bazı erkekler kadınlara tecavüz ediyormuş. “Beni grubumdaki erkekler korudu”dedi.

O da çocukken sünnet edilen kadınlardan. 5 yaşındaymış bu acıyı yaşadığında😢 Hala çekiyormuş acısını. Evlatlarına yapılmasına karşı çıkmış. Varlıklarından haberdar olmasınlar diye anneanneleri okula göndermemiş. 

İki sene önce dayılarıyla önce Türkiye’ye, ordan Yunanistan’a geçmiş, sonra da okula başlamışlar. Zor şartlarda yaşayan çocuklar bir kışı kalorifersiz buz gibi bir evde geçirmişler. 

Bir kızının kafatasında bir hastalık var.Corona’dan ötürü uzayan aile birleşimini her konuştuğumuzda “Benim çocuklarıma kavuşmam gerekiyor. Kızımın acilen tedaviye ihtiyacı var” diyordu.

4 senedir tanışıyoruz kendisiyle. Somalili bir öğrencimi bizim eve iftara davet ettiğimde kızkardeşim de onu tercüman olarak davet etmişti. O gün bugündür görüşüyoruz. Birlikte alışverişe gidiyor, bazen çay kahve içiyoruz.

Burda anlatamayacağım kadar olay anlattı. 

Burda anlatamayacağım kadar acı yaşadı. 

Bütün acısını kalbine gömdü.

Nazlanacak kimsesi yok çevresinde. 

 

 

 

Bugün onları havaalanından aldıktan sonra tekrar anlattı bazı olayları arabada. Şöyle dedi sonunda:

“Allah büyük. İnşallah daha güzel olacak herşey. Bugün benim için yeni bir hayat başlıyor.”

***

Seneler sonra kızlarına kavuştu bugün.

Aile birleşimiyle Yunanistan’a gidip kızlarını aldı.

Havaalanına doğru yola çıktım.

Yola çıkmadan benzinciye uğramıştım.

Boş ellerle karşılamak istemedim onları.

Bir buket çiçekle çocuklara ‘Welcome to Germany’ dedim.

Aslında çiçek annelerineydi.

‘Elhamdülillah’ dedim çiçekleri verirken.

Gözleri doldu.

‘Elhamdülillah’ dedi.

Kızlar koşarak geldiler yanıma.

Sanki senelerdir tanışıyoruz.

İsmimi bile biliyorlardı.

Sarıldılar bana.

Biri İngilizce “Annem ve erkek kardeşime yardım ettiğin için çok teşekkür ederiz” dedi.

Küçücük kalbiyle annesinin yaşadığı sıkıntıların farkındaydı.

Bugün onlar için yeni bir hayat başlıyor!

Allah büyük!

İnşallah daha güzel olacak herşey.

 

Yakın arkadaşlar listesi

Instagram’ın yakın arkadaşlar listesine girmişseniz karşı tarafın ya yakın arkadaşısınızdır ya da sizi kendine yakın görmüştür. Farklı bir nedeni de olabilir elbette. 

Nasıl işliyor sistem Instagram’da? 

Listesine girdiğimiz kişi bize özel paylaşımlar yapıyor. Tepki veriyorsak iletişim kuruyoruz. Vermiyorsak sadece izliyoruz. 

Şimdi gerçekten kendinize yakın hissettiğiniz isimleri düşünün. 

Aranızdaki ilişkiyi. 

Şuan nerede? 

Ne durumda? 

Ne yaşıyor?

Ne hissediyor? 

****

Belki geçen hafta çocuğu oldu. 

Lohusalık sendromuna girdi. 

Belki de ana karnındaki bebeğini ahirete uğurladı. 

 

Kaza geçirdi. 

Ameliyat oldu. 

Okulundan mezun oldu. 

İş buldu.

İş bulamıyor.

İşten atıldı. 

Nişanlandı.

Nikaha kısa bir süre kala nişanlısından ayrıldı. 

Evleneceği kişiyle tanıştı.

Eşinden ayrılmak üzere.

Bunları sosyal medyada paylaşmadı. 

Yakın arkadaş listesinin haberi olmadı.

Mutluluğuna hangi yakın arkadaşı ortak oldu? 

Acısını hangi yakın arkadaşıyla paylaştı? 

 

****

Hepimizin hayatı değişiyor. 

Doğru tercihler yapmışsak kendimize yakın hissettiğimiz isimler kolay kolay değişmiyor. 

****

Değişmeyen isimleri not defterime yazdım. 

Ve kendime söz verdim. 

“Bu isimleri ihmal etme.”

Kimler var bu listede? 

İlişkimizin canlı kalması için emek verenler. 

İçlerinde on beş yirmi yıldır ilişki kurduğum isimler de var, sosyal medyada tanıştığım, irtibatın kopmaması için emek veren isimler de. Akraba ilişkilerine önem veren akrabalarım, beni ablaları olarak hayatlarına dahil eden yaşça küçük çevrem, ailenin bir ferdi gibi gören arkadaşlarımın çocukları.

Var mı sizin de böyle bir listeniz? 

Tabletsiz oyun sahası

Oğlum dört sene boyunca hep aynı çocuklarla oynadı. Hem anaokulunda, hem de anaokulu dışında.

Annelerle her hafta çocuklarımız oyun oynasın diye buluşurduk. Çok da güzel oynuyorlardı. Saatlerce birbirleriyle konuşuyorlardı. Almancasını geliştirmesinde büyük etkisi olduğunu düşünüyorum bu oyunların.

6 yaşına geldiklerinde arada birlikte dijital oyun oynamak istiyorlardı. İzin vermiyorduk. Bir iki kere Need for Speed oynamışlardı benimle. Sonra oğlum “Anne sen oynamasan artık” demişti 😂

Kavga ettikleri günlerde ortalık durulsun diye Paw Patrol izledikleri oluyordu. 

Bu ortama çok alışmış olacağımki karşılaştığım bazı görüntüler karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum. 

Evine misafir olduğumuz ailenin çocuğu Tablet’i alıp bir kenara çekiliyor. Ne anne ne de baba “Hayır şimdi Tablet izleme vakti değil” demiyor. Bu çocuklar 4 yaşında, 5 yaşında, 6 yaşında.

Dijital medyaya karşı değilim. Tam aksine destekliyorum. Günümüzün çocukları medyayı bilinçli kullanmayı öğrenmeli, internetteki tehlikelerden haberdar olmalı, kendini internetteki risklerden nasıl koruyacağını öğrenmeli. Sadece dijital medyayı değil, dijital medyada geçirdiği zamanı da nasıl kullanacağını öğrenmeli.

Herşeyin bir yeri ve zamanı var. 

Tabletin yeri çocukların oyun oynamak için bir araya geldiği yer değil. 

Çocuğun arkadaşıyla konuşup sosyalleşeceği ortamda Tablet araya girip çocukları susturmamalı. 

Hoplayıp zıplayacak çocuklar saatlerce Tablet’in başında oturmamalı.

Çocuk evde görmediği görüntüleri ailesinin güven duyduğu bir evde de görmemeli.

Evinde Tablet olan çocuklar zaten yalnızken oyun oynuyor, bir şeyler izliyorlar. Diğer çocuklarla bir araya geldiklerinde Tablet’in ortaya çıkmasına gerek var mı?

Kendinizi bu konuda çaresiz hissediyorsanız, hissetmeyin. Bu konularda senelerdir çalışmalar yapılıyor. SchauHin, KlickSafe gibi siteler ailelere özel kitapçıklar yayınlıyor. Bu kitapçıklardan faydalanarak çocuklarınıza medyayı bilinçli kullanmayı öğretebilirsiniz.

Bunlar da bizim 6,5 yaşındaki oğlumuzun dijital medya eğitimini desteklerken kullandığımız metodlar:

👉🏻Tableti almadan önce anlaşma yapıyoruz. 

“Saat 15:00 de dijital medya saatimiz bitiyor. Sen saat 15:00 de Tableti kendin yerine koy.” Bu şekilde Tablet’i kendi isteğiyle aldığı gibi kendi isteğiyle bırakmasını da öğreniyor.

👉🏻Odasında tek başına Tablet kullanmasına izin vermiyoruz. O kullanırken Tablet’ten gelen sesi dinliyorum. 

👉🏻Yaşına uygun olmayan oyunlar oynamayacağına dair anlaşıyoruz. 

“Bu oyunu neden oynayamam?”

“Çünkü 12 yaşında değilsin. 6 yaşındaki çocukların oynayabileceği bir oyun olsaydı 6 yaş için hazırlanırdı bu oyun.”

👉🏻İnternetin riskli yönlerini sürekli konuşuyoruz. Yetişkinlerle konuştuğumuz gibi.

👉🏻Reklam içeren oyunların kaliteli oyunlar olmadığını anlatıyorum. İstediği oyun iyi bir oyunsa satın alabileceğimi söylüyorum.

👉🏻İki seçeneği var. Birlikte yaptığımız anlaşmaya uymak veya Tablet’i hiç kullanmamak. Bazı günlerde bu kuralı hatırlatıyorum.

👉🏻Evimize çocuk geleceği zaman Tablet kullanılmayacağına dair anlaşma yapıyoruz. Çocuk geldikten sonra Tablet’i istemişse çocuk gittikten sonra bu konuyu tekrar konuşuyoruz. Bazen çocuklar gelmeden önce aktivite planlıyoruz: Birlikte kurabiye yapmak, kitap okumak, bahçede suda oynamak gibi gibi.

Gittiğimiz yerlerde farklı manzaralara şahit olunca “Onlara anneleri izin veriyor. Sen niye izin vermiyorsun?” demeye başladı 🙄

‘Çünkü her ailede farklı kurallar var.’

👉🏻 Tablet gündelik programın bir parçası: 

Temiz havaya çıkmak

Spor yapmak/Dans etmek

Kitap okumak

Birşeyler üretmek

Muhabbet ederek günü değerlendirmek

Dijital medya saati

👉🏻Ziyaretlerde ortaya çıkan Tablet veya telefonlar için henüz bir çare bulamadım🙄

Ev buluşmalarımız dijital buluşmaya dönmeye devam ederse sanırım dijital medyanın olmadığı yerlerde buluşuruz. Mesela çocuk parkında.

Sizin metodlarınız neler? 

Yardımlaşmadan ötesi..

Instagram‘daki hesabımı durdurduktan bir kaç hafta sonra Instagram’dan tanıştığım bir arkadaştan bir paket geldi. İçinden çıkan mektubu okurken gözlerim doldu. Güzel anılar arasında yer alması için mektubun arkasının fotoğrafını çektim.

Bir iki hafta sonra bir paket daha geldi. Onun içinden de çocuklarım için özel hazırlanmış seccadeler çıktı. 

Meğer yardımlaşmadan ötesiymiş o hesap. Dayanışma ruhuna sahip insanların buluştuğu bir yermiş. Hani fenomenler reklam amaçlı paket alırlar ya, ben kapattığım hesabımın üzerine iki paket almıştım. Kapatmadan önce de yorgunluğumu paylaşımlarından farkeden, başka bir ülkede yaşayan bir arkadaşım bir paket göndermişti. Ne kadar ince ruhlu insanlarla tanışmışım.

2015-2017 senesinde Suriye, Irak, İran ve Afrika ülkelerinden çok sayıda insan gelmişti Almanya’ya. Almanca kurslarında öğretmenlik yaparken tanışmıştık. Pek çok öğrenciyi yakından tanıma, ihtiyaçlarını fark etme imkanım oldu. İhtiyaçlarını farkedince çevremdeki gönüllülerle birlikte durmamış, harekete geçmiştik. Neler yaptığımızı o dönemlerde sosyal medyadan paylaşıyordum. 

Yüzlerce insanın kamp dönemine ve kamp sonrası hayatına şahit oldum. Hayata bakışımı değiştirdi onların samimiyeti, cesareti, umudu, sabrı.

2017’nin son aylarında öğretmenliği bıraktım. 2018’de bebeğim oldu. İlk altı ay kamplara girip çıkmak kolay olsa da kızım hareketlenince pek gidemez oldum. Hayatımda büyük eksikliğini hissettim kamplarda kalan insanların. Dayanışmanın olmadığı bir hayat benim için değerini yitirmiş bir hayattı. Yeni Corona kurallarıyla birlikte kampa girmek artık mümkün değildi. 

Pek çok kez yazmışımdır. Şuan bir eğitim derneğinde (Bildungsträger) Coach olarak çalışıyor, Almanya’ya yeni gelen ailelerin uyum sürecine eşlik ediyorum. Dernekteki diğer Coach’lar gibi ben de pedagogum. Yani görevimiz gelen Job Center müşterilerini anlamak, motivasyonunu yükseltmek, engelleri birlikte aşmak. 

Bu işimi gönüllü olarak sosyal medyaya taşıdım. Instagram ve Twitter üzerinden pek çok kişiyle tanıştım. Dinledim ve yardımcı olmaya çalıştım. Kimi mesleki kariyeriyle alakalı fikir alışverişi yapmak istedi, kimi sadece paylaşımlarımı görmek istediğini söyledi. Birisi şöyle bir mesaj yazmıştı: Yapayalnız kaldığım bu şehirde güne sizin paylaşımlarınızla başlıyorum. Siz gülümserken ben de ekrana bakıp gülümsüyorum.

Twitter sakinliğini korurken Instagram hızla büyüdü. Arkadaş listem 2000 kişiye yaklaşmıştı. Hemen hemen hergün buradaki hayata dair bilgiler paylaşıyordum. Günde 40-50 özel mesaj cevapladığım oluyordu. Bütün dikkatimi listemdeki insanlara vermiştim. Benim için bilgi paylaşmak değildi önemli olan. Birebir bağ kurmak, dinlemek, anlamak, çözüm üretmek. Motivasyonunu kaybetmiş kişileri tekrar motive etmek.

Zamanla ihtiyacın azaldığını farkettim.

Bilgi paylaşımını durdurdum.

Sadece yazı paylaşıyordum. 

Sonra onu da durdurdum. 

Bir kaç nedeni açıkladım son paylaşımımda.

Diğer nedenleri açıklamak istemedim.

Siz sosyal medyadan ne istiyorsanız sosyal medya size onu sunar. 

Ben yardımlaşma ve dayanışma için burdayım. 

Bunun için burda olanlarla iletişime devam etmek istiyorum.

Ama hangi mecrada, nasıl olacağına dair henüz bir fikrim yok.

Bu konuda bir fikriniz varsa benimle paylaşın lütfen.

Meryem ve Maria’nın hayatından kesitler paylaştığıım Instagram hesabım: @meryemundmaria

Gezi ve sosyal hayatımı paylaştığım Instagram hesabım: @momstravelworld 

İnsan ilişkilerinde kullandığım metodları paylaştığım hesabım: @happymomscreativeworld

Coaching bilgileri paylaştığım Twitter hesabım: @betulozdemirco1